İçeriğe geç

Gitar türleri kaça ayrılır ?

Gitar Türleri Kaça Ayrılır? Hadi Birlikte Keşfedelim!

Gitar çalmak, ne zaman başladığımı hatırlamıyorum, ama ne zaman bittiğini hiç unutmayacağım! Şaka şaka, bu tür takılmalarım işte… Gitar, öyle bir şey ki, birkaç akor öğrenip bir şarkı çaldığında kendini rock yıldızı gibi hissediyorsun, ama sonra bir bakıyorsun, “Acaba gitar türleri kaça ayrılır?” sorusu seni kıskıvrak yakalamış. Cevap basit mi? Aslında öyle, ama her türün hikayesi var, bunları keşfetmek ise baya eğlenceli!

Bugün, gitar dünyasında kaybolmuş bir gezgin gibi dolaşacak ve farklı gitar türlerini inceleyeceğiz. Hadi gel, bu yolculuğa çıkarken, biraz mizahi ve eğlenceli bir bakış açısı da ekleyelim. Ne de olsa, hayat ciddiyetten ibaret değil, değil mi?

Akustik Gitar: “Sana Farklı Bir Hava Katacak!”

Akustik gitar, herkesin ilk başladığı gitar türüdür diye düşünüyorum. Hani şu, eline aldığında “Beni rock yıldızı yapacak, hem de hemen!” dediğin o gitar. Kendi içinde oldukça sade ve duru bir enstrüman. Birçok insanın “Gitar çalmak” dediğinde aklına gelen ilk şeydir. Özellikle yaz akşamlarında, bir ateşin etrafında toplanıp bir şarkı çaldığınızda, akustik gitarın hissiyatı bambaşka oluyor. Her ne kadar ilk başta “Hadi ya, bu enstrüman sadece sağa sola çalmak için değil mi?” gibi bir düşünceniz olsa da, akustik gitarın aslında çok derinlikli bir ruhu var.

Bir arkadaşım bir gün, “Bu gitarın sesi hiç değişmiyor, abi!” demişti. “Ya, ses hala aynı değil mi?” dedim, “Tabii ki aynı, zaten en başta ne demiştik? Gitar türleri kaça ayrılır diye? Her türün kendine has bir havası var!”

Elektrik Gitar: “Bana Güç Ver!”

Elektrik gitar, biraz daha “Benimle rock yap!” diyen bir arkadaş gibi. Bu gitar, her akorun ardında bir fırtına, her nota da bir patlama barındırıyor. Elektrik gitar çaldıkça, sanki bütün dünyayı değiştirebilecekmişsin gibi hissediyorsun. Neyse ki, kimse seni çok ciddiye almıyor, çünkü ilk başlarda parmakların şişip, parmak izlerin kaybolmuş gibi hissediyorsun. Ama sonra bir bakıyorsun, “Bunu ben mi çaldım?!” diyorsun.

Elektrik gitarın tarzı, temalı ve etkileyici olması nedeniyle herkesin dikkatini çekiyor. Hatta bazen kendimi, “Benim çaldığım bu riff, şu an dünyayı sarsıyor mu?” diye düşünürken buluyorum. Bunu demişken, bir arkadaşım bir gün elektrik gitarla müzik yaparken, “Ya, elektriği kaçırdık galiba!” dedi. Gerçekten de elektrik gitmişti, ama gitara öyle bir “power” verdi ki, bambaşka bir seviyeye çıkmıştı.

Bass Gitar: “Biraz Derinlik Katmak Gerek”

Bass gitar, aslında en başta pek dikkat etmeyeceğiniz bir enstrüman olabilir. Hani “Bas gitar mı? O da ne ya?” dediğiniz zamanlar olabilir. Ama işin sırrı tam da burada! Bass gitarın, şarkıdaki ritmi ve derinliği nasıl desteklediğini anlamadan asla gitar dünyasına giremezsiniz. Biraz düşünün, bass olmadan o akorlar havada kalır, en hızlı rock şarkısı bile sanki biraz eksik olur.

Bass gitar çalan bir arkadaşım vardı, her zaman “Ritim mi? Hadi canım, ben her şeyi sallamıyorum ki!” derdi. Ama işte o derin ve kararlı notaları çalmaya başladığında, şarkı birden başka bir boyuta geçerdi. Bunu anlamak, öyle bir büyülü bir şey ki, kelimelere dökmek çok zor. Gerçekten, bass gitar her zaman geri planda kaldığı için daha değerli bence.

Flamenco Gitar: “Ateşli, Hızlı ve Asi”

Flamenco gitar, bir bakıma “Beni izleyin, ben buradayım!” diyen bir gitar türü. Fırınlanmış kırmızı şarap gibi, biraz acı, biraz sert ama bir o kadar da dikkat çekici. Eğer bir İspanyol’la tanıştıysanız, muhtemelen elinde bir flamenco gitarla sabah akşam çalıştığını söyleyebilir. Hani şu, “Bütün dünyanın içinde kaybolmak istiyorsan, flamenco gitarıyla kaybol” havası var.

Tabii, bu kadar hızlı hareket edebilmek, sadece teknik gerektirmiyor. O ruha sahip olmak lazım. Bir arkadaşım, bir gün “Flamenco gitar çalsam, herkesin gözleri bende olur mu?” demişti. Ben de dedim ki, “Evet, olabilir. Ama sonra parmaklarını burkarsın, dikkat et!”

Sonuç Olarak: Gitarın Evreni

Gitar türleri kaça ayrılır sorusunun cevabı aslında oldukça geniş. Akustik, elektrik, bass, flamenco… Ve daha neler neler! Bu dünyada, her gitarın farklı bir yeri var. Bazen tek bir akor çalarak hayatı kurtarabiliyor, bazen de birkaç nota ile insanı bir başka boyuta taşıyabiliyorsunuz. Sonuçta, gitar çalmak bir şekilde insanı ifade etmenin en güzel yollarından biri. Hangi türde çalırsanız çalın, hepsinin kendine has bir büyüsü var.

Şimdi, gitara yeni başlayan bir arkadaşım var. Her zaman bana “Abi, hangi türü çalmalıyım?” diye soruyor. Ben de cevaplıyorum: “Dostum, ne çaldığının bir önemi yok, önemli olan senin müzikle kurduğun bağ!”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasinogir.net