Telefonun Uzun Süre Şarjda Kalması Zararlı mı? Bir Genç Yetişkinin Hikayesi
Geceydi. Kayseri’nin o soğuk akşamlarından biriydi. Dışarıda kar, yavaşça yerleri kaplamaya başlamıştı. Ben ise odamın köşesinde, odamı aydınlatan tek ışık kaynağı olan telefonumun ekranına bakıyordum. Ellerim üşüyordu ama buna aldırmadım. Telefonum şarjda kalmıştı ve bu sıradan bir durum değildi. “Telefonun uzun süre şarjda kalması zararlı mı?” diye düşünürken, içimde garip bir huzursuzluk yükselmeye başladı.
Telefonumun Şarjı ve Geceyi Anlatan Sessizlik
O geceyi hatırlıyorum, gerçekten hatırlıyorum. Telefonum gece boyunca şarjda kaldı. Aslında ne olacağını bilerek, belki de biraz kayıtsız bir şekilde telefonumu prizde bırakmıştım. O zamanlar, telefonun uzun süre şarjda kalmasının zararlı olup olmadığı çok kafamı kurcalamıyordu. Sadece ekranımın parlak ışığı ve telefonumun hafif ısısı, bir şekilde beni rahatsız ediyordu ama yine de o geceyi telefonumla geçireceğimi düşündüm.
Bir yandan, şarjın dolması, başka bir yandan ise zamanın ne kadar hızla geçtiği bir yavaşlık hissi yaratıyordu içimde. Sanki zamanın akışı da telefonumla birlikte hapsolmuştu. Biraz garip, değil mi? Ama işte o anda “Telefonun uzun süre şarjda kalması zararlı mı?” sorusunun cevabını düşünmeye başladım. Bu sadece teknik bir soru değildi. Hayatla ilgiliydi. Çünkü o gece, telefonumun ne kadar süre şarjda kaldığı ve telefonun zarar görüp görmeyeceği hakkında düşündükçe, ben de ruhsal olarak kendimi sorgulamaya başladım.
Kendimi Kaybettim: Şarjda Kalan Telefon ve Bitmeyen Endişe
Telefonumun uzun süre şarjda kalması konusunda korkularım arttıkça, başka bir şey de değişmeye başladı. O eski telefonumun sesi, ekranındaki titremesi ve o sararmış pil simgesi bana, belki de fazlasıyla zaman harcadığımı, belki de her şeye o kadar odaklanmamanın gerektiğini hatırlatıyordu. Telefonun şarjı dolmuştu ama ben hala bir şeyleri bekliyordum. Her şarj döngüsüyle birlikte içimde bir şeyler yenileniyor gibiydi. Ama aynı zamanda boşuna vakit harcıyor gibi de hissediyordum.
Şarjda uzun süre kalmak gerçekten zararlı mıydı? Sanki telefonumu, uzun süre şarjda bıraktığımda her şeyin bir şekilde kötüye gittiğini hissediyordum. Ama bu sadece telefonla ilgili miydi? Yoksa hayatımda başka şeylerin de uzun süre aynı durumda kalması, tükenmesi mi vardı? Yine de telefonumun bataryası full olduğunda, kendimi bir nebze daha güvenli hissetmiştim. Her şeyin yerli yerine oturduğu o anlar, biraz huzur veriyordu ama biraz da korkutuyordu.
Sonra Uyandım: Telefon ve Ben
Sabah olduktan sonra telefonumu elime aldım. Beni o kadar çok düşündüren bu küçük cihazın aslında beni ne kadar etkilediğini fark ettim. O kadar rahat hissetmeme rağmen, biraz endişelenmiştim. Şarjda kalması, o kadar da zararlı mıydı? Bir an kendimi düşünmeye başladım. Telefonumda güncel bir uyarı bile yoktu, sadece bana sürekli, “Daha fazla şey yapmak lazım” diyen bir ses vardı. Telefonun şarjı dolmuştu, ama ben ne kadar dolmuştum? O kadar fazla bekledim ki, bir süre sonra şarjdan çok kendi içimdeki tükenmişliği fark ettim.
Bir anlamda, telefonun şarjda kalması bana hayatımda beklenen ama asla gelen cevapları düşündürdü. O kadar fazla zaman harcadım ki, “Zararları var mı?” gibi sorulara takıldım. Sonunda fark ettim ki, telefonun şarjda kalması zararlı olabilirdi ama bundan daha fazla zararı olan bir şey vardı: kendi kendimi durdurmak, kendi şarjımı tükenmesine izin vermek. Telefon bir cihazdı, ama içimdeki hislerim, o kadar gerçekti ki… Dışarıdan gelen şarj uyarıları gibi, içimdeki sesler de bir nevi uyarıydı. Ne kadar çok şarjda kalırsam, o kadar çok tükenebilirdim.
Sonuç: Telefonun Şarjda Kalması ve Kendini Şarj Etmek
Şarjda uzun süre kalan bir telefonun, sonunda bataryasının zarar görmesi gibi, insan da bazen fazla yüklenmekten yorulabilir. Telefonumdan çok, bu gece bana hayatın bir uyarısını verdi. Şarjını ne kadar uzun süre yüksek tutarsak, bir noktada “fazla” olur. Evet, telefonlar şarjda uzun süre kaldığında zararlı olabilir, ama belki de biz, hayatımızda bu “fazlalıklara” dikkat etmeliyiz. Telefonlar gibi biz de, belirli zamanlarda dinlenmeli ve yeniden şarj edilmeliyiz.
Bazen hayatın karanlık gecelerinde, yalnızca bir telefonun şarjını değil, kendi ruhumuzu da kontrol etmemiz gerektiğini hatırlamalıyız. Hem telefonlarımıza, hem de kendimize iyi bakmalıyız.